MABTHERA IV Flakon

Roche

 

Etken Maddeler:

Rituksimab

 

Piyasa Şekilleri:

100 mg/10 ml: 10 ml'lik 2 i.v. flakon, 500 mg/50 ml: 50 ml'lik 1 i.v. flakon içeren ambalajlarda.

 

Kullanım Şekli:

Düşük evreli veya foliküler Hodgkin dışı lenfoma: Başlangıç tedavisi: Erişkin hastalar için monoterapi olarak kullanılan MabThera için önerilen doz, dört hafta boyunca haftada bir intravenöz infüzyon olarak uygulanan 375 mg/m2’dir. CVP (siklofosfamid, vinkristin ve prednizolon) kemoterapisi ile kombinasyon halinde önerilen MabThera dozu, CVP’nin glukokortikoid bileşeninin i.v. yolla verilmesinden sonra her bir kemoterapi siklusunun ilk gününde uygulanan, 8 siklus için (21 gün/siklus) 375 mg/m2 vücut yüzey alanı şeklindedir. Nüksten sonra tekrarlanan tedavi başlangıçta MabThera’ya yanıt veren hastalar dört hafta süreyle haftada bir kere i.v. infüzyon yoluyla uygulanan 375 mg/m2 dozunda MabThera ile yeniden tedavi edilmişlerdir. Difüz büyük B hücreli Hodgkin-dışı lenfoma: MabThera CHOP kemoterapisi ile kombinasyon şeklinde kullanılmalıdır. Uygulama her kemoterapi siklusunun birinci gününde CHOP rejiminin kortikosteroid bileşeni i.v. yoldan uygulandıktan sonra verilmek üzere 375 mg/m2 dozunda MabThera şeklindedir. Her MabThera infüzyonundan önce bir analjezik/antipiretik ve bir antihistaminikten oluşan premedikasyon her zaman verilmelidir. İlk infüzyon: Önerilen başlangıç infüzyon hızı 50 mg/saattir; ilk 30 dakikadan sonra bu hız maksimum 400 mg/saate kadar 30 dakikada bir 50 mg/saat artırılarak yükseltilebilir. İzleyen infüzyonlar: 100 mg/saat hızında infüzyona başlanır, 30 dakikada bir 400 mg/saati geçmeyecek şekilde dozu 100 mg/saat artırılır. Romatoid artrit: Önerilen dozu ilk 1000 mg'lık i.v. infüzyondan iki hafta sonra ikinci bir 1000 mg'lık i.v. infüzyon şeklindedir. Hastalığın belirti ve semptomlarına bağlı olarak hasta ilave kürlerle tedavi edilebilir. Kürler arasındaki zaman değişkendir; hastaların büyük çoğunluğu ilave tedavileri bir önceki kürden 6-12 ay sonra almıştır. Akut infüzyon reaksiyonlarının sıklığını ve şiddetini azaltmak için MabThera'dan 30 dakika önce 100 mg i.v. metilprednizolon uygulanmalıdır.

 

 

Endikasyonları:

Rituksimab spesifik olarak CD20 transmembran antijenine bağlanan kimerik monoklonal antikordur.Rituksimab B lenfositlerdeki CD20 antijenine bağlanır ve B hücresinin lizisine yol açan reaksiyonları başlatır. Hodgkin-dışı Lenfoma: Nükseden veya kemorezistan CD20 pozitif foliküler lenfoma, difüz büyük B hücreli lenfoma, mantle hücreli lenfoma tanılı hastaların tedavisinde; Evre III veya evre IV CD20 pozitif foliküler lenfomalı hastalarda CVP (siklofosfamid, vinkristin, prednizolon) tedavisine ek olarak; CD20 pozitif, difüz büyük B hücreli lenfomada CHOP kemoterapi şemasına ek olarak kullanımı endikedir. Romatoid Artrit: Metotreksatla kombinasyon halinde, aktif romatoid artriti bulunan ve bir veya daha fazla tümör nekrozis faktör (TNF) inhibitörü tedavilerine karşın hastalığı aktif kalan (DAS 28 skoru >5.1) hastalarda en çok 2 kür (4 enfüzyon) olarak kullanımı endikedir.

 

Kontrendikasyonları:

Ürünün içindeki herhangi bir maddeye veya murin proteinlerine aşırı duyarlı olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir.

 

Uyarılar:

İnfüzyonla ilişkili reaksiyonları sitokinlerin ve/veya diğer kimyasal mediyatörlerin salınımına bağlı olabilir. İnfüzyonla ilişkili şiddetli reaksiyonlar, aşırı duyarlılık reaksiyonlarından veya sitokin salınma sendromundan klinik olarak ayırt edilemeyebilir. Kullanım sırasında ölümle sonuçlanan şiddetli infüzyonla ilişkili vakalar bildirilmiştir. Sıklıkla ilk infüzyonun başlamasından 1-2 saat sonra ortaya çıkan şiddetli reaksiyonlar, pulmoner olaylar ile karakterizedir ve ateş, üşüme, titreme, hipotansiyon, ürtiker, anjiyoödem ve diğer semptomların yanısıra, bazı vakalarda hızlı tümör lizisi ve tümör lizis sendromu belirtileri de görülmüştür. Ağır tümör yükü altındaki ya da yüksek sayıda (>25x10 milyar/l) sirküle eden malign hücreye sahip KLL veya Mantle hücreli lenfomalı hastalarda infüzyonla ilişkili şiddetli reaksiyon gelişme riski daha yüksek olabilir. Pulmoner vakalar hipoksi, pulmoner infiltrasyonlar ve akut solunum yetmezliğini içermektedir. Bu vakaların bir kısmı öncesinde şiddetli bronkospazm ve dispne görülmüştür. Pulmoner vaka ve diğer şiddetli infüzyonla ilişkili semptomları bulunan hastalar, semptomları tamamen ortadan kalkana kadar yakından takip edilmelidir. Geçmişte pulmoner yetmezliği olan hastalar veya pulmoner tümör infiltrasyonu bulunan hastalar daha kötü sonuç verme riski altında olabilirler ve bu hastalar daha dikkatli tedavi edilmelidirler. Semptomların ve belirtilerin tamamen ortadan kalkmasından sonra tedaviye devam edilen hastalarda infüzyonla ilişkili reaksiyonların nadiren tekrarladığı görülmüştür. Rituksimab, benign ve malign CD20 pozitif hücrelerin hızlı lizisine aracılık etmektedir. Yüksek sayıda sirküle eden malign lenfosite sahip hastalarda ilk infüzyondan 1-2 saat sonra tümör lizis sendromu (TLS) ile ilişkili belirti ve semptomlar (örneğin hiperürisemi, hipokalsemi, hiperkalemi, akut böbrek yetmezliği, yüksek LDH gibi) bildirilmiştir. Hızlı tümör lizisi geliştirme riski altındaki hastalarda TLS profilaksisi gündeme getirilmelidir. Hızlı tümör lizisi ile tutarlı belirti ve semptom geliştiren hastalar için uygun tıbbi tedavi sağlanmalıdır. Dolaşımda yüksek sayıda malign hücresi olan (>25x10 milyar/l) veya yüksek tümör yükü nedeniyle tümör lizis sendromu görülen vakalarda veya rituksimab ile aynı anda sisplatin alan hastalarda renal toksisite görülmüştür. Böbrek yetmezliği bulguları olan hastalar yakından takip edilmeli, gerekli görüldüğünde tedaviye son verilmelidir. İnfüzyonu takiben infüzyonla ilişkili semptomlar kompleksinin bir parçası olarak hipotansiyon, ateş, üşüme, titreme, ürtiker, bronkospazm ve anjiyoödem meydana gelmiştir. İnfüzyona ara verilmesi halinde bu semptomlar genellikle geri dönüşlüdür. İnfüzyon hızı-ilişkili semptomların difenhidramin ve asetaminofen ile tedavisi önerilmektedir. Vakaların çoğunda, semptomların tümü ortadan kalktıktan sonra infüzyon %50 düşük hızda (örneğin 100 mg/saat'ten 50 mg/saat'e düşürülerek) yeniden başlatılabilir. İnfüzyonla ilişkili yaşamı tehdit etmeyen reaksiyonlar görülen hastaların çoğu tedaviyi tamamlamıştır. Özellikle infüzyonla ilişkili ciddi reaksiyonlar açısından yüksek risk taşıyan, dolaşımlarında yüksek sayıda malign hücre bulunan (>25x10 milyar/l) veya tümör yükü büyük, kronik lenfosit lösemi (KLL) veya Mantle hücreli lenfomalı hastalar, sadece diğer tedavi alternatifleri tükendiğinde ve çok dikkatli bir biçimde tedavi edilmelidirler. Bu hastalar ilk infüzyon boyunca çok yakından izlenmelidir. Bu hastalarda ilk infüzyonlar düşük hızlarda verilmelidir. Akut solunum yetmezliği göğüs grafisinde görülebilen pulmoner interstisyel infiltrasyon veya ödem gibi olaylarla birlikte olabilir. Sendrom sıklıkla ilk infüzyonun başlamasından 1-2 saat sonra ortaya çıkar. Şiddetli pulmoner vakalı hastalarda infüzyon hemen kesilmeli ve agresif semptomatik tedavi verilmelidir. Başlangıçtaki klinik semptomların iyileşmesini kötüleşme takip edebileceğinden, bu hastalar pulmoner olay çözülünceye kadar yakından izlenmelidir. Hastalara intravenöz yolla protein verilmesinden sonra anafilaktik reaksiyonlar veya diğer aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir. Aşırı duyarlılık reaksiyonlarında acil kullanım için adrenalin, antihistaminikler ve kortikosteroidler kullanıma hazır bulundurulmalıdır. İnfüzyon sırasında hipotansiyon oluşabileceğinden infüzyondan 12 saat öncesinden başlanarak ve infüzyon sırasında antihipertansif ilaç verilmemesine dikkat edilmelidir. Ciddi ya da hayatı tehdit eden kardiyak aritmi vakalarında infüzyon kesilmelidir. Tedavi edilen hastalarda anjina pektoris veya atriyal flatter ve fibrilasyon gibi kardiyak aritmiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle kardiyak hikayesi olan hastalar infüzyon sırasında ve sonrasında dikkatle izlenmelidir. Nötrofil sayısı <1.5x10 milyar/l ve/veya trombosit sayısı <75x10 milyar/l olan hastalar tedavi edilirken dikkatli olunmalıdır. Monoterapi sırasında düzenli olarak kan hücrelerinin sayımına (trombosit sayısı dahil) dikkat edilmelidir. CHOP kemoterapisi ile kombinasyon şeklinde verildiğinde, rutin tıbbi uygulamalar doğrultusunda tam kan sayımları yapılmalıdır. Herhangi bir aşı ile, özellikle de canlı viral aşılarla immünizasyonun güvenilirliği üzerinde çalışma yapılmamıştır. Gebelik kategorisi C'dir. Fetüse zarar verip vermediği veya üreme kapasitesini etkileyip etkilemediği de bilinmemektedir. Ancak IgG immünoglobulinlerinin plasenta engelini geçtiği bilindiğinden rituksimab fetusta B hücrelerinin sayısını azaltabilir, fötal hasara neden olabilir. Potansiyel faydalar riskten fazla olmadığı sürece gebe kadınlara uygulanmamalıdır. Üreme çağındaki kadınlara tedaviden önce ve bu tedaviden 12 ay sonrasına kadar etkili doğum kontrol yöntemleri uygulanmalıdır. Rituksimabın anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Ancak IgG'nin anne sütüne geçtiği bilindiğinden emziren annelere verilmemelidir.

 

Yan Etkileri:

Tek bir lezyonun >10 cm2 olması olarak tanımlanan büyük tümör yüküne sahip hastalarda şiddetli yan etkilerin (evre 3-4) sıklığı daha fazladır. Enfüzyonla ilişkili etkiler: İlk rituksimab enfüzyonu sırasında hastaların çoğunluğunda ateş ve üşüme/titremeden oluşan enfüzyonla ilişkili semptom kompleksi meydana gelir. Sıkça rastlanan diğer enfüzyonla ilişkili semptomlar bulantı, ürtiker, yorgunluk, başağrısı, pruritus, bronkospazm, dispne, dilde ve boğazda şişme hissi (anjiyoödem), rinit, kusma, hipotansiyon, kızarma, hasta bölgelerde ağrıyı içermektedir. İmmünolojik olaylar: Rituksimab, hastaların %70-80'inde B-hücresi tükenmesine yol açmasına ve hastaların az bir kısmında serum immünoglobulinlerinde azalmayla birlikte görülmesine rağmen enfeksiyon oluşum oranında artış görülmez. Tekrarlanan Tedavi Olayları: Tekrarlanan tedavi uygulananlarda sıkça görülen yan etkiler; asteni, boğaz iritasyonu, kızarma, taşikardi, anoreksi, lökopeni, trombositopeni , anemi, periferal ödem, baş dönmesi, depresyon, solunum semptomları, gece terlemeleri ve pruritusdur. Hematolojik Olaylar: Tedavi döneminde (son dozdan 30 gün sonrasına kadar) hastaların %1.3'ünde şiddetli trombositopeni, %1.9'unda şiddetli nötropeni, ve %1'inde şiddetli anemi meydana gelmiştir. Rituksimab tedavisi sonrasında, tek bir kısa ömürlü aplastik anemi (tam kırmızı hücre aplazisi) ve iki hemolitik anemi vakası bildirilmiştir. Kardiyak Olaylar: Rituksimab enfüzyonu sırasında dört hastada aritmi meydana gelmiştir. Bu dört hastadan birinde ventriküler ve supraventriküler taşikardi nedeniyle tedaviye son verilmiştir. Diğer üç hastanın birinde trigemini, ikisinde düzensiz nabız oluşmuştur. Geçmişinde miyokard enfarktüs olan bir hastada, enfüzyon sırasında anjina ve enfüzyondan dört gün sonra da miyokard enfarktüs bildirilmiştir. Hastaların %10'unda şiddetli ve/veya hayatı tehdit eden (Seviye 3 ve 4) olaylar bildirilmiştir. Bildirilen Seviye 3 ve 4 advers etki vakaları şunlardır: Nötropeni, üşüme, lökopeni, trombositopeni, hipotansiyon , anemi, bronkospazm, ürtiker, başağrısı, karın ağrısı, aritmi, asteni, hipertansiyon, bulantı, kusma, pıhtılaşma bozukluğu, anjiyoödem, artralji, ağrı, rinit, öksürük artışı, dispne, bronşiyolitis obliterans, hipoksi, pruritus, ve isilik. Hastaların >=%1’inde gözlenen diğer yan etkiler: Tüm vücutta: Sırt ağrısı, göğüs ağrısı, kırgınlık, karın genişlemesi, enfüzyon yerinde ağrı. Kardiyovasküler sistem: Hipertansiyon, bradikardi, taşikardi, aritmi, ortostatik hipotansiyon. Gastrointestinal sistem: Diyare, dispepsi, anoreksi. Kan ve lenf sistemi: Lenfadenopati. Metabolik ve beslenmeyle ilişkili bozukluklar: Hiperglisemi, periferik ödem, LDH artışı, hipokalsemi. İskelet-kas sistemi: Artralji, ağrı, hipertoni. Sinir sistemi: Anksiyete, parestezi, ajitasyon, uykusuzluk, sinirlilik. Solunum sistemi: Öksürük artışı, sinüzit, bronşit, solunum yolu hastalığı. Deri ve bağlantılı yapılar: Gece terlemeleri, terleme, herpes simpleks, herpes zoster. Özel duyular: Gözyaşı bozukluğu, konjunktivit, disgeuzi (tat duyusunda bozukluk). Hastaların <%1’inde gözlenen başka ağır yan etkiler: Kan ve lenf sistemi: Pıhtılaşma bozuklukları. Solunum sistemi: Astım, akciğer hastalığı.

 

İlaç Etkileşimleri:

Olası ilaç etkileşimine ait sınırlı veri bulunmaktadır. İnsan anti-mürin antikoru (HAMA) veya (HACA) titrelerine sahip hastalar tanı veya tedavi amacıyla başka monoklonal antikorlar ile tedavi edildiklerinde alerjik veya aşırı duyarlılık reaksiyonları geliştirebilirler. CHOP veya CVP dışındaki kemoterapi yöntemleriyle veya normal B hücre sayısını azaltan ajanlarla aynı anda veya daha sonra kombine uygulanmasına karşı tolerans durumu bilinmemektedir.

2017© 1ilac.com Tüm hakları saklıdır. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa lütfen hekiminize danışınız.