GLUCOTROL XL Kontrollü Salım Tableti

Pfizer

 

Etken Maddeler:

Glipizid

 

Piyasa Şekilleri:

10 mg: 20 kontrollü salım tableti, 2.5 mg: 20 kontrollü salım tableti, 5 mg: 20 kontrollü salım tableti içeren yüksek densite polietilen şişelerde.

 

Kullanım Şekli:

Herhangi bir hipoglisemik ajanda olduğu gibi dozaj vakaya göre ayarlanmalıdır. Başlangıç dozu; Glucotrol XL'in önerilen başlama dozu kahvaltıyla birlikte 5 mg/gün'dür. 65 yaş üstü hastalarda tedaviye 2,5 mg/gün ile başlanmalıdır. Titrasyon; doz ayarlamaları, kan glukoz cevabına bağlı olarak düzenli bir şekilde 2,5 veya 5 mg'lık artışlarla yapılmalıdır. Titrasyon basamakları arasında en az bir kaç gün geçmelidir. Glipizid'e kararlı hal plazma düzeylerine GLUCOTROL XL ile 5. günde ulaşılmıştır. Yaşlı hastalar (>65 yaş) 1-2 gün daha fazla bir süreye gerek duyabilir. İdame: Günde tek doz etkili bir şekilde idame tedavisi sağlar. Önerilen en yüksek doz, maksimum kan glukozu düşürücü etkisi bu düzeyde gözlendiğinden 20 mg'dır. Hızlı salınan Glipizid'i günde 5 ila 20 mg arasında alan hastalar, GLUCOTROL XL'in en yakın eşdeğer günlük total dozuna emniyetle geçebilirler. Tedavi süresince kan ve idrar glukoz testleri yapılmalı ve diyet uygulanmalıdır.

 

 

Endikasyonları:

Tek başına uygun diyet rejiminin başarılı olmadığı insüline bağımlı olmayan diyabetiklerde (Tip II) diyete ilave olarak endikedir.

 

Kontrendikasyonları:

Glipizide aşırı duyarlılığı olduğu bilinenler, Tip I (insüline bağımlı) diyabet, özellikle juvenil diyabet, ketoasidotik diyabet, pre-koma diyabetlilerde ve ciddi böbrek veya karaciğer yetmezliğinde kontrendikedir.

 

Uyarılar:

Glipizid GITS'in de içinde bulunduğu tüm sulfonilüre ilaçları koma ile sonuçlanabilen ve hospitalizasyon gerektiren ciddi hipoglisemi yapabilme özelliğindedir. Uzun etkili tüm sulfonilürelerle olduğu gibi glipizid GITS terapisi ile birlikte görülen hipoglisemi uzayabilir. Ciddi hipoglisemi görülen hastalar uygun glukoz tedavisi ile kontrol altında tutulmalı ve en az 48 saat boyunca izlenmelidir. Kahvaltıyı da içeren düzenli ve zamanında karbonhidrat alımı, bir öğün atlandığında veya yeterli miktarda yemek yenmediğinde veya karbonhidrat alım dengesi bozulduğunda oluşabilecek hipoglisemik olaylardan kaçınılması için önemlidir. Böbrek ve karaciğer yetmezliği glipizidin kullanım kapasitesini etkiliyebilir ve karaciğer yetmezliği glukoneojenik kapasiteyi azaltabilir, her ikisi ciddi hipoglisemik reaksiyon riskini artırır. Yaşlılar, debil veya malnütrasyonlu hastalar ve adrenal veya hipofiz yetmezliği olanlar glukoz düşürücü ajanların hipoglisemik etkisine karşı özellikle duyarlıdırlar. Yaşlılarda ve beta-adrenerjik bloker ilaç alanlarda hipogliseminin farkedilmesi güç olabilir. Kalori alımının yetersiz olduğu durumlarda, ciddi ve uzun egzersizlerden sonra, alkol alındığında, birden fazla glukoz düşürücü ilaç kullanıldığında hipoglisemi meydana gelmesi daha muhtemeldir. Herhangi bir diyabetik rejim ile stabilize olmuş bir hasta, ateş, travma, infeksiyon, cerrahi müdahale gibi bir strese maruz kaldığında kontrol kaybolabilir. Böyle zamanlarda glipizidi kesip insülin vermek faydalı olabilir. Diyabetin ciddiyetinin artmasına veya ilaca karşı cevabın azalmasına bağlı olarak pek çok hastada bir süre sonra glipizid dahil herhangi bir hipoglisemik ilacın kan glukoz düzeyini istenen düzeye düşürmedeki etkinliği azalabilir. Primer yetmezlikten (bir hastaya ilaç ilk kez verildiğinde etkisiz olması) ayırmak amacıyla bu fenomene sekonder yetmezlik denir. Hastayı sekonder yetmezlik olarak sınıflamadan önce yeterli doz ayarlaması ve diyete bağlılık yönünden değerlendirmelidir. Kan ve idrar glukozu periyodik olarak takip edilmelidir. Glikolize hemoglobin ölçümü faydalı olabilir. Böbrek ve karaciğer fonksiyonları bozulmuş hastalarda glipizidin farmakokinetiği ve farmakodinamiği etkilenebilir. Bu hastalarda hipoglisemi meydana gelirse, uzun sürebilir. Gastrointestinal retansiyon süresinin belirgin azalması, ilacın farmakokinetik profilini ve buna bağlı olarak klinik etkinliğini etkileyebilir. Non deforme herhangi bir materyalde olduğu gibi önceden ciddi gastrointestinal darlığı (patolojik veya iyatrojenik) olan hastalarda dikkat edilmelidir. 65 yaş üstü hastalarda kullanımı tavsiye edilmemelidir. Yalnızca potansiyel yarar, fetusa potansiyel riski karşılıyorsa hamilelikte kullanılmalıdır. Eğer hamilelikte glipizid kullanılıyorsa, beklenen doğum tarihinden en az 1 ay önce kesilmelidir. Glipizidin anne sütünde bulunup bulunmadığı bilinmemekle birlikte sulfonilüre grubu bazı ilaçların insan sütüyle atıldığı bilinir. Günlük insülin gereksinimi 20 ünite veya daha az olan hastalarda insülin kesilip glipizid tedavisine normal dozlarla başlanabilir. Titrasyon basamakları arasında bir kaç gün geçmelidir. Günlük insülin gereksinimi 20 üniteden fazla olan hastalarda; insülin dozu % 50 azaltılmalıdır. Araç ve makine kullanma üzerine etkilerine dair kanıt yoktur. Ancak hastalar hipoglisemi semptomlarından haberdar olmalıdır.

 

Yan Etkileri:

Hipoglisemi: Ciddi olabilir, uzayabilir ve koma ile sonuçlanabilir. İnsidansı %3 veya daha fazla olan advers reaksiyonlar; asteni, baş ağrısı, baş dönmesi, sinirlilik hali, tremor, diyare ve gazdır. Tedavi edilen hastaların %3'ünden daha azında görülen advers etkiler: Ağrı, uykusuzluk, parestezi, anksiyete, depresyon, hipestezi, bulantı, kusma, dispepsi, konstipasyon, lökopeni, agranülositoz, trombositopeni, hemolitik anemi, aplastik anemi, pansitopeni, hiponatremi, antidiüretik hormon sekresyonunun (SIADH) bozulması sendromu, artralji, bacak krampları, miyalji, senkop, aritmi, yüzde kızarıklık, hipertansiyon, terleme, kaşıntı, ürtiker, makulopapüler erüpsiyonlar gibi mukokütan erüpsiyonlar, rinit, görmede bulanıklık, poliüridir.

 

İlaç Etkileşimleri:

NSAI ajanlar, yüksek oranda proteine bağlanan diğer ilaçlar, salisilatlar, sulfonamidler, kloramfenikol, probenesid, kumarinler, MAO inhibitörleri, beta adrenerjik bloker ajanların da dahil olduğu bazı ilaçlar sulfonilürelerin hipoglisemik etkisini potansiyalize edebilir. Glipizid alan bir hastaya bu ilaçlar verildiğinde hasta hipoglisemi açısından yakından gözlenmelidir. Bazı ilaçlar hiperglisemi yapmaya eğilimlidir ve kan glukoz kontrolunu kaybetmeye neden olabilir. Tiyazidler ve diğer diüretikler, kortikosteroidler, fenotiyazinler, tiroid ürünleri, östrojenler, oral kontraseptifler, fenitoin, nikotinik asit, sempatomimetikler, kalsium kanal blokeri ilaçlar ve izoniazid bu gruptandır. Glipizid alan bir hastada böyle ilaçlar kesilirken hasta hipoglisemi için yakından gözlenmelidir. Oral mikonazol ve oral hipoglisemik ajanlar arasında ciddi hipoglisemiye sebep olan potansiyel etkileşim bildirilmiştir.

2016© 1ilac.com Tüm hakları saklıdır. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa lütfen hekiminize danışınız.