1 İlaçİlaç Bilgileri ve Sağlık Haberleri

ISOFLURANE İnhalasyon Solüsyonu  

Adeka 

 

 

Etken Madde(ler):

İzofluran 100 ml

 

Piyasa Şekilleri:

100 ml'lik renkli cam şişelerde.

 

Kullanım Şekli:

Uygulanan anestezik konsantrasyonların hassas olarak kontrol edilebilmesi için, özel olarak kalibre edilmiş vaporizatörler kullanılmalıdır. MAC değerleri yaşla beraber azalır. 20 yaş ortalamasındaki %1.28'lik ortalama değer, 40 yaş ortalamasında %1.15'e ve 60 yaş ortalamasında %1.05'e düşer. Premedikasyon; solunum depresanı etkisi göz önüne alınarak premedikasyon için kullanılacak ilaçlar her hastaya göre ayrı seçilmelidir. Antikolinerjik ilaç kullanımı isteğe bağlıdır. Endüksiyon; genellikle izofluran karışımının inhalasyonundan önce kısa etkili bir barbitürat veya diğer bir intravenöz endüksiyon ajanı tatbik edilir. Oksijen veya oksijen/azot protoksiddeki karışımı kullanılabilir. Endüksiyonun %0.5'lik bir konsantrasyon ile başlatılması önerilir. %1.5-3'lük konsantrasyonlar genellikle 7-10 dakikada cerrahi anesteziyi oluştururlar. İdame cerrahi anestezi seviyeleri oksijen/azot protoksid karışımındaki %1-2.5'luk konsantrasyonları ile idame ettirilir. Sadece oksijen ile beraber verildiğinde %0.5-1'lik ilave dozları gerekebilir. İdame esnasındaki arteryel basınç seviyeleri diğer komplikasyon faktörlerinin yokluğunda, alveolar konsantrasyonları ile ters olarak alakalı görülürler. Kan basıncındakl fazla düşüşler anestezinin derinliğine bağlı olabilir ve bu durumlar, solunan konsantrasyonu azaltılarak düzeltilmelidir. Diğer ajanlarda olduğu gibi, yaşlı hastalarda cerrahi anesteziyi sağlamak için daha az konsantrasyonları gerekir.

 

 

Endikasyonları:

İnhalasyon anestezisinde kullanılır.

 

Kontrendikasyonları:

Hastanın izoflurana karşı bilinen bir duyarlılığı varsa ve önceden kullanılması malign hipertermiye neden olmuşsa kullanılmamalıdır.

 

Uyarılar:

CF2H (difluorometil) bağı içeren halojenli inhalasyon ajanlarının kullanımı ile artan, izole karboksihemoglobin vakaları rapor edilmiştir. Normal olarak hidrallanmış absorbanların varlığında, karbon monoksidin klinik açıdan önemli konsantrasyonları oluşmamıştır. Bazı halojenli anesteziklerin, uzun süre kullanılmadığı için kurumuş C02, absorbanı (özellikle baryum hidroksit Iime) içeren kapalı devre anestezi cihazlarında kullanımı sırasında, karbon monoksid açığaçıkabileceği düşünülmektedir. Bu durumun, büyük bir ihtimalle, uzun süre kullanılmadan bırakılan anestezi cihazlarından gaz (örneğin oksijen) geçirilmesi sonucu ortaya çıkabileceği sanılmaktadır. Bu tip ajanlar kullanılırken, ameliyathanelerde sorumlu personelce gerekli önlemlerin alınması ve C02 absorblayıcılarının kurumasının önlenmesi gerekmektedir. Anestezi sırasında hastanın CO solunduğundan şüphelenilirse, C02 absorbanı, kısa süreli olarak, değiştirilmek üzere, derhal devreden çıkarılmalı ve kontaminantları uzaklaştırmak üzere taze gaz akımı verilmelidir. Gerektiğinde değiştirme işlemleri için yedek malzemeler el altında bulundurulmalıdır. Bu süre içinde anestezikler kesilmelidir. Diğer potent anesteziklerde olduğu gibi izofluran bütün anestezi ekipmanları tamamlanmış ameliyathanelerde anestezi uzmanları tarafından kullanılmalıdır. İzofluran ile anestezi seviyeleri kolaylıkla ve süratle değişebildiğinden tatbiklerde ancak verilen konsantrasyonları doğru bir şekilde ayarlayan vaporizatörlerin kullanılması gerekmektedir. Hipotansiyonun ve solunum depresyonun derecesi anestezik derinliğin bazı endìkasyonlarını verebilir. Klinik veriler, çok nadir olarak, hepatik harabiyet oluşturabileceğini göstermiştir. Uygulanan anestezik ajan hangisi olursa olsun, koroner arter hastalarında miyokardiyal iskeminin önlenmesiiçin, normal hemodinaminin idamesi önemlidir. Diğer halojenli anesteziklerde olduğu gibi, artmış intrakranial basınçlı hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Böyle durumlarda hiperventilasyon gerekebilir. Non-depolarizan relaksanların etkisi izofluran ile oldukça artar. Hamile kadınlarda kullanımı ile ilgili denemeler yeterli olmadığından insan hamileliğindeki emniyeti henüz açıklanmamıştır. İsteyerek oluşturulan (induced) düşük müdahalelerine maruz kalan hastalarda diğer inhalasyon anesteziklerini takiben tespit edilenlerle mukayese edilebilir kan kayıpları (kanamalar) izofluran ile de rapor edilmiştir. Obstetriks anestezide emniyetle kullanımı için yeterli bilgi henüz toplanmamıştır. İzofluran anestezisi hassas hastalarda malin hipertemi diye bilinen klinik sendromun başlamasına neden olabilir. Sendrom adale sertliği, taşikardi, hızlı solunum, siyanoz, aritmi ve stabil olmayan kan basıncı gibi nonspesifik belirtiler içerir. Bu nonspesifik belirtilerin çoğu hafif anestezi, akut hipoksi gibi durumlarda da açığa çıkabilir. Bütün metabolizmadaki yükseliş (vaka'nın başında ve sonunda hızla artan ama genellikle artan metabolizmanın ilk belirtisi olmayan) yüksek bir ısı ile ve CO2, absorpsiyon sisteminin artankullanımı (sıcak canister) ile yansıyabilir. PaO2 ve pH düşebilir ve hiperkalemi ile baz açığı meydana gelebilir. Tedavi, olayı başlatan ajanın durdurulmasını, intravenöz dantrolen uygulanmasını ve destekleyici tedavi uygulanmasını içerir. Böyle bir terapi vücut ısısını normale düşürmek için etkili çabaları, solunuma ve dolaşıma yardımı, sıvı elektrolit ve asid-baz dengesizliklerinin düzelmesini içerir. Daha sonra böbrek yetersizliği ortaya çıkabilir ve mümkünse idrar akışı kontrol edilmelidir.

 

Yan Etkileri:

Arasıra aritmilere rastlanmıştır. Cerrahi stres yokluğunda bile beyaz kan hücrelerinde yükselişler görülmüştür. İzofluran anestezisi esnasında ve sonrası ajanın biodegradasyonuna bağlı olarak, serum inorganik florür seviyelerinde minimum seviyede yükselişler görülmüştür. Tespit edilen çok düşük serum inorganik florür seviyelerinin (ortalama 4.4 mmol/l) renal toksisiteye sebep olabilmeleri, böbrek toksisitesi için verilen en düşük seviyelerin altında oldukları için pek mümkün değildir. Diğer halojenli anesteziklerde olduğu gibi hipotansiyon ve solunum depresyonu gözlenmiştir. Kan basıncının vesolunumun yakın takibi önerilir. Anestezinin oldukça derin seviyelerinden kaynaklanan hipotansiyonu ve solunum depresyonunu düzeltmek için destekleyici önlemler gerekebilir. Uyanış esnasındaki istenmeyen reaksiyonlar (titreme, bulantı, kusma) minör yapıda olup, diğer anesteziklerle oluşma insidansı ile mukayese edilebilirler.