GENGRAF Kapsül

 ABBOTT

 

 

Etken Madde(ler):

Siklosporin

 

Piyasa Şekilleri:

25 mg: 50 sert jelatin kapsül, 100 mg: 50 sert jelatin kapsül içeren blister ambalajlarda.

 

Kullanım Şekli:

Dozaj ve kullanıma ilişkin öneriler yol gösterici olarak kabul edilmelidir. Dozaj, siklosporinin kandaki sabit düzeylerine göre ve böbrek fonksiyonunu monitörize ederek ayarlanmalıdır. Emilimi azaltabilen gastrointestinal bozuklukların bulunması durumunda, daha yüksek siklosporin dozları veya intravenöz siklosoprin kullanılması gerekebilir. Günlük dozaj daima iki doza bölünmüş olarak verilmelidir. Organ Transplantasyonu: Tedaviye, transplantasyondan önceki 12 saat içinde iki doza bölünmüş olarak, 10-15 mg/kg ile başlanmalıdır. Genel bir kural olarak, tedaviye, postoperatif dönemde 1-2 hafta süreyle, iki doza bölünmüş olarak 10-15 mg/kg siklosoprin dozu ile devam edilmelidir. Dozaj daha sonra kan düzeylerine göre 2-6 mg/kg idame dozuna gelinceye kadar kademeli olarak düşürülmelidir. Siklosporin diğer immunosüpresanlarla (örn. kortikostreoidlerle) birlikte verildiğinde, başlangıç tedavisi için daha düşük dozlar (örn. oral yoldan, bölünmüş dozlar olarak, 3-6 mg/kg/gün) kullanılabilir. Graft-versus-host (GVHD) hastalığının önlenmesi ve tedavisi: Siklosporin, metotreksat ile kombine olarak sık kullanılmaktadır ama optimum doz bilinmemektedir. Tedaviye, kemik iliği transplantasyonundan 1-2 gün önce i.v. siklosporin ile (dozaj 2.5-5 mg/kg/gün) başlanmalıdır. Kortikosteroid ile kombine olarak 5 mg/kg/gün dozunda (1-3 günler arasında) ve 3 mg/kg/gün dozunda (4. günden 14. güne kadar) verilebilir. Tedavinin başlangıcında i.v. siklosporin genellikle tercih edilmektedir. Gengraf Sert Jelatin Kapsül tedavisinin kesilmesinden sonra bazı hastalarda, tedaviye yeniden başlanmasına genellikle yanıt veren GVHD gelişebilir. Sınırlı GVHD için düşük siklosporin dozları kullanılmalıdır. Endojen uveitis: Remisyonu sağlamak için, aktif uveal enflamasyon iyileşinceye ve görme keskinliğinde düzelme oluşuncaya kadar, başlangıç dozu olarak, ikiye bölünerek günde 5mg/kg önerilir. Dirençli vakalarda sınırlı bir süre için doz, günlük 7 mg/kg'a yükseltilebilir. Gengraf'la yeterli kontrol sağlanamazsa başlangıç remisyonuna ulaşmak veya enflamatuvar oküler ataklara karşı koymak için, günlük 0.2-0.6 mg/kg prednizolon veya eşdeğeri kadar sistemik kortikosteroid tedaviye eklenebilir. İdame tedavisi için, doz yavaş bir şekilde etkili olan en düşük seviyelere kadar indirilmeli, remisyon fazlarında günlük 5 mg/kg'ı geçmemelidir. Nefrotik sendrom: Erişkinler için günde 5 mg ve çocuklar için 6 mg siklosporin dozunu geçmemelidir. Üç aylık tedaviden sonra nefrotik sendromun semptomları üzerinde bir etki görülmezse Gengraf tedavisi kesilmelidir. Romatoid Artrit: Romatoid artriti olan hastalarda tedaviye 12 haftalık bir sürede başlanması önerilmektedir. Tedavinin ilk altı haftasında önerilen doz, oral yoldan, günde iki doza bölünmüş olarak verilen 2.5 mg/kg/gün'dür. Günlük doz tolere edilebildiği kadar artırılabilir ama günde 5 mg/kg dozunu geçmemelidir. 3 aylık tedaviden sonra yanıt yetersiz ise tedavi kesilmelidir. Psöriyazis: Remisyon sağlamak amacıyla önerilen başlangıç dozu, iki doza bölünmüş olarak 2.5 mg/kg/gün'dür. Bir aylık tedaviden sonra deri lezyonlarında bir düzelme görülmezse günlük doza 1 mg/kg/gün siklosporin ilave edilerek günde en fazla 5 mg/kg/gün dozuna kadar çıkılabilir. Eğer günde 5 mg/kg dozu ile 6 hafta içinde semptomlarda bir düzelme sağlanmazsa tedavi kesilmelidir. Durumlarında hızlı bir düzelme sağlanması gereken hastalarda iki doza bölünmüş olarak başlangıçtan itibaren 5 mg/kg/gün verilebilir. Atopik dermatit: Önerilen doz ikiye bölünmüş olarak oral 2.5-5 mg/kg/gün'dür. Ciddi olgularda, hastalığın hızlı ve yeterli bir biçimde kontrol altına alınabilmesi için 5mg/kg/gün başlangıç dozu gerekebilir. Tedavi evresinin 8 haftayı aşmaması önerilir. Böbrek yetersizliğinde dozaj: Kreatinin, bazal değerin %30 üzerinde ise dozajın %25-50 oranında azaltılması gerekir. Eğer kreatinin düzeyleri bazal düzeyin %50 veya daha üzerinde ise dozaj %50 azaltılmalıdır. Kreatinindeki yükselmenin red yanıtının bir fonksiyonu olduğu böbrek transplantasyonlarında siklosporin dozajı düşürülmemelidir. Böbrek fonksiyonları sınırlı olan nefrotik sendrom hastalarında günlük 2.5 mg/kg siklosporin başlangıç dozu aşılmamalıdır. Bütün hastalarda, anlamlı ölçüde yüksek karaciğer fonksiyon testleri dozun azaltılmasını gerektirebilir. Psöriyaziste karaciğer enzimleri ve bilirubin düzeylerinin bazal değerlerin iki katına çıkması durumunda tedavi kesilmelidir. Ciddi karaciğer fonksiyon bozukluğu olan nefrotik sendrom hastalarında başlangıç dozu %25-50 oranında azaltılmalıdır.

 

 

Endikasyonları:

Transplantasyon endikasyonları: Organ transplantasyonu: Böbrek, karaciğer, kalp, kalp-akciğer, akciğer ve pankreasın allojenik transplantasyonlarında graft reddinin önlenmesinde, önceden diğer immünosüpresif ilaçlarla tedavi görmüş hastalardaki organ reddinin tedavisinde. Kemik iliği transplantasyonu: Kemik iliği transplantasyonundan sonra graft reddinin önlenmesinde, Graft-versus-host hastalığının (GVHD) tedavisi ve önlenmesinde. Otoimmün hastalıklar: Endojen üveit: Konvansiyonel tedavinin başarısız olduğu veya istenmeyen yan etkilere yol açtığı, nonenfeksiyöz orijinli, aktif görme fonksiyonunu tehdit edici intermediyat veya posterior üveit, retinayı da kapsayan, tekrarlayıcı enflamatuvar ataklı Behçet üveiti. Nefrotik sendrom: Yetişkin ve çocuklarda steroide bağımlı ve steroide dirençli nefrotik sendrom ve minimal lezyonlu nefropati, fokal ve segmental glomerülosklerozis gibi glomerüler hastalıklar veya membranöz glomerülonefrit olguları. Siklosporin, remisyonları sağlamak ve sürdürmek için kullanılabilir. Steroide bağlı olarak sağlanmış remisyonların idamesinde steroidlerin kesilmesine olanak sağlamak için de kullanılabilir. Romatoid artrit: Siklosporin klasik, yavaş etkili antiromatizmal ilaçlarla bir sonuç alınamayan şiddetli, aktif romatoid artritli hastaların tedavisinde etkilidir. Psoriasis: Siklosporin, konvansiyonel tedavinin yetersiz veya uygun olmadığı şiddetli psoriasis hastalarında endikedir.

 

Kontrendikasyonları:

Siklosporine aşırı duyarlılık durumunda kontrendikedir.

 

Uyarılar:

Sadece immünosupresif tedavide deneyimli; laboratuvar güvenlik parametrelerinin kontrolü, düzenli tam fiziksel muayene ve kan basıncı ölçümleri de dahil olmak üzere yeterli takibi sağlayabilen hekimler tarafından kullanılmalıdır. İlacı kullanan transplantasyon hastaları yeterli donanım, eleman, laboratuvar ve tıbbi destek kaynaklarına sahip merkezler tarafından gözetim altında bulundurulmalıdır. İdame tedavisinden sorumlu hekim, hastanın takibi için tam bir bilgiye sahip olmalıdır. Kortikosteroidler hariç, diğer immünosupresif ajanlarla kullanılmamalıdır. Bununla birlikte, siklosporine bağlı renal bozukluk veya renal yapı değişiklik risklerini azaltmak amacıyla, bazı merkezler siklosporini azatioprin ve kortikosteroidler veya diğer immünosupresif ajanlarla (hepsi düşük dozlarda) birlikte kullanmaktadırlar. Siklosporin, diğer immünosupresif ajanlarla birlikte kullanıldığında, enfeksiyonlara duyarlılığı artırabilecek ve lenfoma gelişimine yol açabilecek aşırı immünosupresyon riski vardır. Sık ve ciddi potansiyelli komplikasyon olan, serum kreatinin ve üre miktarında yükselme, siklosporin tedavisinin ilk birkaç haftasında meydana gelebilir. Bu fonksiyonel değişiklikler, genelde doz azalmasına yanıt verecek şekilde, doza bağlı ve reversibldir. Uzun süreli tedavide, renal transplantasyonlu hastalardaki kronik rejeksiyona bağlı değişikliklerden ayrı tutulması gereken, bazı hastaların böbreklerinde yapısal değişiklikler (örn. interstisyel fibrozis) meydana gelebilir. Siklosporin, serumda bilirubin ve bazen karaciğer enzimlerinin reversibl ve doza bağlı olarak artmasına da neden olabilir. Renal ve hepatik fonksiyonların değerlendirilmesi için uygun parametrelerin yakın takibi gereklidir. Anormal değerler, doz düşürülmesini gerektirebilir. Siklosporinin total kan değerlerini tayin için ana ilacı ölçebilen HPLC metodunun kullanılabilmesine rağmen, ana ilacın ölçülmesi için özel monoklonal antikor tercih edilir. Eğer plazma ve serum kullanılırsa bir standart seperasyon protokolü (zaman ve ısı) takip edilmelidir. Yeterli immünosupresyonun sağlandığından emin olmak için, karaciğer transplantasyonlu hastaların başlangıçtaki takibinde hem spesifik monoklonal antikor kullanılmalı, hem de spesifik ve non-spesifik monoklonal antikor kullanan paralel ölçümler uygulanmalıdır. Kan, plazma ve serumdaki siklosporin konsantrasyonunun, hastanın klinik statüsüne katkıda bulunan birçok faktörden sadece biri olduğu hatırlanmalıdır. Bu yüzden sonuçlar, sadece diğer klinik ve laboratuvar parametrelerinin çerçevesinde pozolojiye yol gösterici olarak değerlendirilmelidir. Siklosporin tedavisi sırasında düzenli kan basıncı kontrolleri gereklidir; hipertansiyon geliştiğinde uygun antihipertansif uygulamaya başlanmalıdır. Siklosporinin nadiren reversibl kan lipid değerlerinde artışa yol açtığı bildirildiğinden, tedavi öncesi ve tedavinin ilk ayı içerisinde lipid düzeylerinin tayini önerilir. Lipid değerlerinde artışa rastlanıldığında diyette yağ alımının kısıtlanması ve uygun görüldüğü takdirde, doz indirimi gözönüne alınmalıdır. Siklosporin alan hastalarda, yüksek potasyumlu yiyeceklerden kaçınılmalı, potasyum içeren ilaçlar ya da potasyum tutucu diüretikler verilmemelidir. Siklosporin bazı durumlarda hiperpotasemiye neden olduğundan ya da mevcut hiperpotasemiyi şiddetlendirebileceğinden, özellikle belirgin böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda serum potasyum takibi önerilir. Hiperürisemili hastaların tedavisinde dikkatli olunmalıdır. Siklosporin tedavisi sırasında aşıların etkisi azalabilir. Canlı atenüe aşı uygulamalarından kaçınılmalıdır. Siklosporin hayvanlarda teratojenik değildir. Gebe kadınlarda siklosporinle deneyim halen sınırlıdır. Konvansiyonel tedaviyle kıyaslandığında, organ transplantasyonu yapılan alıcıdan elde edilen veriler, siklosporin tedavisinin gebeliğin seyri ve sonuçlanması üzerine istenmeyen etkilerde risk artışına yol açmadığını göstermektedir. Ancak, gebe kadınlarla kullanımla ilgili yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar bulunmadığından, siklosporin gebelikte yalnızca beklenen yararın, muhtemel risklerden fazla olduğu durumlarda kullanılmalıdır. Siklosporin anne sütüne geçtiğinden tedavi süresince bebek emzirilmemelidir.

 

Yan Etkileri:

Yan etkiler genelde doza bağlı olup, doz azaltılmasıyla ortadan kalkarlar. Bunların içinde sıklıkla gözlenenler; hipertrikoz, tremor, renal fonksiyon bozukluğu, özellikle kalp transplantasyonlu hastalarda hipertansiyon, karaciğer disfonksiyonu, yorgunluk, gingival hipertrofi, gastrointestinal bozukluklar (anoreksi, bulantı, kusma, karın ağrısı, diyare), el ve ayaklarda yanma hisssidir. Bazen baş ağrıları, muhtemelen allerjik orijinli döküntüler, hafif anemi, hiperpotasemi, hiperürisemi, hipomagnezemi, ağrılık artışı, ödem, pankreatit, parestezi, konvülsiyonlar ve reversibl dismenore ya da amenore gelişebilir. Nadiren kas krampları, kas zayıflığı veya miyopati bildirilmiştir. Özellikle karaciğer transplantasyonlu hastalarda, ensefalopati, görme ve hareket bozukluklarıyla bilinç azalması bildirilmiştir. Bu belirtilerin siklosporine, arkada yatan hastalık sebebine ya da başka nedenlere mi bağlı olduğu şu anda bilinmemektedir. Ender olarak bazı hastalarda mikroanjiyopatik hemolitik anemiyle kombine trombositopeni ve renal yetmezlik sendromu (hemolitik üremik sendrom) gözlenmiştir. Malignite ve lenfoproliferatif bozukluklar gelişmiştir, ancak bunların insidans ve dağılımları konvansiyonel immünosupresif tedavi altındaki hastalarla benzerlik gösterir.

 

İlaç Etkileşimleri:

Nefrotoksik etkileri olduğu bilinen ilaçlar; örn. aminoglikozidler, amfoterisin-B, siprofloksasin, melfelan ve trimetoprimle siklosporinin birlikte kullanımında dikkatli olunmalıdır. Nonsteroid ilaçlar böbrek fonksiyonları üzerine istenmeyen etkiler gösterebildiklerinden siklosporinin bu ilaçlarla birlikte kullanılması ya da bu ilaçların dozunun artırılmaya gidilmesinde böbrek fonksiyonlarının yakın takibi gerekir. Siklosporin, lovastatin ve kolşisinin kas ağrısı ve kas zayıflığını içeren müsküler toksisite potansiyelini artırabilir. Siklosporinin bu ilaçlarla birlikte kullanımında dikkatli olunmalıdır. Ketokonazol, eritromisin ve josamisin dahil bazı makrolid antibiyotikler, doksisiklin, oral kontraseptifler, propafenon ve diltiazem, nikardipin ve verapamil dahil bazı kalsiyum antagonistleri gibi maddelerin siklosporinin plazma ve tüm kan konsantrasyonlarını yükselttiği bilinmektedir. Nifedipin gingival hiperplaziye yol açabildiğinden, siklosporin tedavisi sırasında gingival hipertrofi gelişen hastalarda nifedipin kullanılmamalıdır. Metamizol, rifampisin, nafsilinle i.v. sulfadimidin ve trimetoprim, siklosporinin plazma veya tüm kan konsantrasyonlarını düşürdüğü bilinen maddelerdir. Kombine uygulama kaçınılmaz olduğu takdirde, siklosporinin kan konsantrasyonunun dikkatle izlenmesi ve siklosporinin uygun doz ayarlamasının yapılması önemlidir. Siklosporinle tedavi gören hastalarda prednizolon klirensinin azaldığı ve aksine yüksek dozda uygulanan metilprednizolonun siklosporinin plazma düzeyini artırdığı bulunmuştur.

2017© 1ilac.com Tüm hakları saklıdır. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa lütfen hekiminize danışınız.